
İnfertilite (Kısırlık) tarifi : Düzenli bir cinsel yaşama rağmen, korunmadıkları halde bir yıl içersinde gebe kalamama durumuna infertilite denir. Görülme oranı ortalama % 10 çıvarındadır. Bu evlenen her 10 çiften birinin gebe kalamama sorunu ile karşılaşacağı anlamına gelir. Avrupa ve Amerika’da bu oran daha da yüksektir ve giderek de yükselme eğiliminde olduğu dikkati çekmektedir. Bu artışın önemli nedenleri :
-Evlilik yaşının giderek artması
-Gebe kalma yaşının geciktirilmesi
-Cinsel temasla geçen hastalıklarda artma
-Doğum kontrol yöntemlerinin giderek yaygınlaşması
-Kadınlarda özlemlerin değişmesi
-Sosyo ekonomik koşullardaki değişiklikler.
Kadınlarda yaşın artmasıyla gebe kalma oranında bir
azalma olduğu bilinmektedir. Gebe kalma şansının en yüksek
olduğu yaş grubu 20-29 yaş grubudur.30 lu yaşlardan itibaren bu
oranda bir azalma olur. 40-45 yaş grubunda ise gebe kalamama
oranı %40 olarak gösterilmektedir.Yaşın artmasıyla düşük
oranında da bir artış olmaktadır. 25-29 yaş grubunda abortus
(düşük) oranı %10 iken, 30-35 yaş grubunda %18, 40 yaşın
üstündeki hanımlarda ise bu oran %35’ i geçmektedir.
Genel bilgiler : Gebe kalmak
için temel şart sağlıklı bir yumurta ve sağlıklı bir spermin
olması ve bunları birleştirecek yollarda bir bozukluğun
olmamasıdır.
|
Resim :1- Sağlıklı bir sperm ve yumurta görülmektedir. |
|
Resim :2- de kadın üreme organları görülmektedir. |
Üreme
çağında düzenli adet gören,sağlıklı bir kadında; ortalama adetin
13-16 günleri arasında yumurtlama olmaktadır. Yumurta fallop
tüplerinin uzantıları tarafından tüpün içine alınır.O günlerde
cinsel ilişkide bulunulursa, spermler normalse, vajinaya
bırakılan spermlerin yumurtanın bulunduğu yere gitmesi için
geçtiği yollarda bir bozukluk yoksa fallop tüpü içinde döllenme
olur. Döllenen yumurta ortalama 72 saat sonra rahim içine gelir
ve yerleşir.
|
Resim :3- yumurtlamanın olması, vajinaya bırakılan spermlerin ilerleyerek, yumurtayla buluşması ve onu döllemesi, döllenen yumurtanın rahim içine gelip yerleşmesi. |

|
Resim :4- sperm ve yumurtanın buluşup, döllenmenin gerçekleşmesi. |
Düzenli cinsel yaşama rağmen, çocuk istedikleri halde bir yıl içinde gebe kalamayan çiftlerde gebe kalmaya engel olan bir problem var demektir. Öncelikle bunun araştırılması ve ortaya çıkartılması gerekir.Etyolojiyi araştırmada hem kadını hem de erkeği değerlendirmek gerekmektedir.Çünkü etyolojik nedenin %45’i kadına, %35’i erkeğe, %20’si ise hem kadına hem de erkeğe ait bir patoloji olabilir. Vakaların %30-35 ‘inde etyolojik neden birden fazla olabilir.Bu nedenle infertil çiftlerin tetkikleri esnasında eşlerden birinde herhangi bir patoloji ile karşılaşıldığında hemen ona odaklanıp yalnız onu tedavi etmeye çalışmak bazen yetersiz olabilir. Eşlerin her ikisine de tüm tetkikler yapılmalıdır. İnfertil çiftlerin %10’ unda tüm tetkikler normal çıkabilir.Bu gruba izah edilmeyen infertilite grubu denir. Bu oranın teknolojideki gelişmelere paralel olarak diagnostik işlemlerdeki gelişmelerle daha da azalacağı bir gerçektir.
Çiftlerle ilk görüşme:
Gebe kalamama nedeninin araştırılmasında çifti
tanımanın büyük yararı vardır. Çiftle ilk görüşme esnasında
onlara bazı sorular sorularak onların geçmislerini ve şu andaki
sağlık durumlarını anlamak gerekir. Bu ilk görüşme esnasinda
üzerinde durulmasi gereken hususlar şunlardır:
|
Resim: 5- Görüşmeye eşlerin birlikte katılmasında yarar vardır. |
- Hastanın adet düzeni
hakkında bilgi edinilmelidir. Ilk adetini kaç yaşında gördüğü,
her ay düzenli adet görüp görmediği öğrenilmelidir. Adetlerinin
arası bir aydan fazla olanlarda, düzensiz adet görenlerde,
vücudunun çeşitli yerlerindeki kıllanmada artış olanlarda ve
şişman hastalarda büyük olasılıkla yumurtlama bozukluğu ile
karşılaşılır.
- Daha önce geçirilen hastalık ve operasyon olup olmadığı
öğrenilmelidir. Geçirilmiş pelvik enfeksiyonlar tubalarda ve
tuba peritoneal bölgede çeşitli patolojilere yol açarak
infertilite (kısırlık ) nedeni olabilirler.Geçirilen pelvik
operasyonlar da fallop tüpleri ile çevresindeki dokular arasında
yapışıklıklara sebep olarak infertiliteye yol açabilirler.
-Radyoterapi veya kemoterapi yapılmış hastalarda overlerde ve
testislerdeki germ hücreleri (yumurta veya sperm yapan hüçreler)
tahrip olabilir.
- Adet ve cinsel ilişki esnasında ağrı olup olmadığı
sorulmalıdır. Bir infertilite hastasında adet esnasında ağrı
hissediliyorsa, cinsel ilişkide ağrı duyuluyorsa endometriosis
olasılığı akla gelmelidir.
- Düzenli bir cinsel yaşamları olup olmadığı da
sorgulanmalıdır.Bazen kadında veya erkekteki psikolojik stres
veya organik bir patoloji sonucu cinsel ilişki
gerçekleşemiyebilir.
-Daha önce gebe kalmamak için koruyucu bir önlem alınıp
alınmadığı da sorulması gereken bir husustur. Rahim içi araç
kullananlarda az da olsa pelvik enfeksiyon geçirme riski
vardır.Bu nedenle hiç doğum yapmamış kadınlara gebeliği önlemek
amacıyla ilk seçenek olarak rahim içi araç kullanmamaları
tavsiye edilmektedir.
- Sigara içimi de gebe kalabilme oranını etkilemektedir.Günde
ortalama 15 adetten fazla sigara içenlerde yumurta kalitesinde,
rahim ağzındaki akıntının yapısında ve erkeklerde sperm
yapımında bozukluklar olabileceği belirtilmektedir. Sigara içimi
ayni zamanda düşük yapma ve düşük doğum ağırlıklı çocuk doğurma
oranını da arttırmaktadır.Benzer etkiler alkol ve uyuşturucu
kullanımı için de geçerlidir.
- Gögüs uçlarından bir akıntı olup olmadığının öğrenilmesinde de
yarar vardır. Dünya Sağlık Teşkilatı verileri üreme çağındaki
kadınların % 10’ nunda galaktore görüldüğünü, bunların % 20
sinde de ayni zamanda Prolaktin hormonunda yükseklik olduğunu
göstermektedir.Prolaktin artışına paralel olarak adet düzeninde
ve yumurtlama da bozukluklar oluşur
- Erkeğe de geçirdiği hastalık ve operasyonlar, sigara, alkol
kullanıp kullanmadığı sorulmalıdır. Bundan sonra hastanın fizik
muayenesi yapılmalı ve gebe kalamamaya sebep olabilecek
patolojiler araştırılmalıdır.
Fizik
muayene :
Erkek tipi bir kıllanmanın
görülmesi çoğu kez endokrin bir patolojinin göstergesidir. Hiç
adet göremeyen hastalarda sekonder seks karakterleri denen
memelerin gelişmesi , koltuk altı ve genital bölgenin
kıllanmasına bakılır. Fizik muayeneden sonra jinekolojik
muayeneye geçilir.
Jinekolojik muayenede vulvaya, vajinaya ve
rahim ağzına bakılır, buralarda bir patoloji olup olmadığı
araştırılır. Daha sonra uterusun büyüklüğüne, şekline,etraf
dokularla olan ilişkisine, tüplerde ve yumurtalıklarda ele gelen
bir patoloji ve hassasiyetin olup olmadığına bakılır.
Jinekolojik muayenenin bir ultrason muayenesiyle
sonlandırılmasında yarar vardır.Muayeneyi takiben infertilite
tetkiklerine geçilir. Muayene bulguları ve çiftle görüşme
esnasında elde edinilen bilgiler tetkiklerdeki öncelik sırası ve
özellikle üzerinde durulması gereken tetkikler konusunda bizi
yönlendirebilir.
İnfertilite Tetkikleri :
Erkek faktörü : Kolay, ucuz, zahmetsiz
olması ve kısa zamanda sonuç alınması nedeniyle çoğu kez ilk
istenen tetkik spermiogramdır. Üç günlük bir cinsel perhizi
takiben yapılır.
Normal spermiogram
parametreleri aşağıdaki gibidir.
| Volüm | :2 ml ve daha üstü |
| Sayı | :20 milyon ve daha üstü |
| Motilite | :% 50 veya daha fazlası motil olmalı |
| Normal morfoloji | :% 50 veya üstü |
Bu değerlerden biri veya birkaçı normal
değerlerin altında olursa tetkiki tekrar etmek gerekir.. İkinci
tetkik de normal çıkmazsa ürolojik konsültasyon istemek uygun
olur.
![]() |
![]() |
|
Resim:6- Normal bir sperm |
Resim :7 – Anormal yapılı sperm görünümleri |
Kadında infertilite tetkikleri :
Aşağıdaki faktörler kadında infertiliteye sebep
olabilecek en önemli faktörlerdir. İnfertilite nedeninin tespit
edilmesi için bunların tetkik edilmesi lazımdır. Bunlar :
1- Ovulatuar faktör (ovulasyon=yumurtlama olup olmadığı),
2- Tuba-peritoneal faktör,
3- Uterin-endometrial faktör,
Ovulatuar faktör tetkiki :
İnfertilite etyolojisindeki en önemli nedenlerden biri ovulasyon
bozukluklarıdır.Kadın infertilitesinde %30-40 oranında rol
oynar. Ovulasyonun olup olmadığının araştırılması infertilitenin
kardinal tetkiklerinden biridir. Ovulasyon olup ,olmadığının
araştırılmasında engüvenilir tetkikler şunlardır:
- a) Adetin ilk
günlerinden itibaren peryodik aralarla (2-3 gün) ultrasonla
yumurtalıkların muayenesi.
- b) Adetin 21.nci günü kanda progesteron hormonuna
bakılması,
- c) Adetin 27-28 inci günü endometriumdan alınacak küçük
bir parcanın histopatolojik tetkiki. Bu son metot invaziv bir
girişim olduğu için en az kullanılan metotdur.
Tuba-peritoneal faktör :
İnfertilite etyolojisinde %40 oranında rol oynamaktadır. Bazı
yazarlar tubal ve peritoneal patolojilerin ayrı, ayrı
incelenmesinden ziyade bu iki konunun aynı başlık altında
incelenmesinin daha doğru olduğundan bahsetmektedir.Bunların her
ikisinin de etyolojisinde rol oynayan üç önemli faktörden sadece
birisi müşterektir. Müşterek olan bu faktör pelvis enfeksiyon
hastalığıdır. Peritoneal faktör deyimiyle fallop tüpleri, uterus,
overler, barsaklar, omentum ve diğer peritoneal yüzeyler
arasındaki yapışıklıklar anlaşılır . Bu yapışıklıklar tuba
fonksiyonunu, tuba ile over ilişkisini bozabilir.Pelvik adezyon
denen bu patolojinin etyolojisinde rol oynayan en önemli üç
faktörden birisi operasyon esnasındaki peritoneal yüzey travması
diğeri ise enfeksiyondur. Üçüncü faktör ise endometriosisdir.
Endometriosis hem pelvik adezyonlara yol açarak hem de
adezyondan bağımsız olarak infertilite etyolojisinde rol
oynayabilir.Bu konuda daha geniş bilgi endometriosis başlığı
altında verilmiştir.
|
Resim :8- Endometriosis nedeniyle tüpler ve etraf dokular arasında oluşmuş yapışıklıklar |
Uterusa ait patolojiler : Uterus boşluğunda (kavitesinde) doğuştan veya sonradan meydana gelen bir patolojinin olup olmadığına mutlaka bakılması gerekir. Bunun için ilk etapta histerosalpingiografi ( rahim filmi) çektirilmesi gerekir. Bunda bariz veya şüpheli bir patoloji ile karşılaşılırsa histeroskopi yapmak gerekir.
![]() |
![]() |
| Resim :9- Normal bir uterus kavitesi | Resim :10- Doğuştan anormal bir uterus kavitesi |
İnfertilite etyolojisini öğrenmeye yönelik
tetkikler bittikten sonra % 88-90 oranında etyolojik neden veya
nedenler anlaşılır, %10-12 olguda ise bütün tetkikler normal
çıkabilir. Bu guruba izah edilemeyen infertilite grubu denir.
Gebe kalamama nedeni anlaşıldıktan sonra bu nedeni ortadan
kaldırmaya yönelik tedavi planlanır.
Bu aşamada etyolojik neden , yapılması gereken tedavi ve
tedavideki başarı oranı hakkında hastaya mutlaka bilgi
verilmelidir.
Etyolojik neden, o nedene karşı yapılan en uygun tedavi,
hastanın yaşı ve infertilite süresi hastanın gebe kalabilme
şansını (oranını) tayin eden en önemli faktörlerdir.
Tedavi :
Etyolojiye yönelik olarak yapılır. Etyolojik neden
sadece hafif veya orta derecede erkek faktörü bozukluğu ise
intrauterin inseminasyon (aşılama) ilk tercih edilen tedavi
yöntemidir. Bu yöntemle siklus başına %10 -%35 arasında gebelik
oluşabilmektedir. Eğer bu yöntemden sonuç alınamamışsa veya
erkek faktöründeki bozukluk ağır ise tedavi yöntemi
intrastoplazmik sperm enjeksiyonu ( ICSI ) (mikroinjeksiyon)
dur.
Rahim ağzı (kanal) servikal patolojilerinde intrauterin
inseminasyon yine ilk tercih edilen tedavi seçeneğidir.
İntrauterin inseminasyon 3-5 kez tekrar edilebilir. Bu tekrarlar
sonucu olumsuzsa, in vitro fertilizasyon ( IVF ),(tüp bebek)
tedavisi uygulanmalıdır.
Uterus kavitesinde bir patoloji tespit edilmişse; septum,submukoz
miyom veya polip gibi ,bunlar histeroskopik operasyonla
giderilebilir.Uterus kavitesinde yaygın ve sıkı yapışıklar varsa
bu histeroskopik operasyonla ile düzeltilmeye çalışılır. Düzelme
mümkün olmazsa taşıyıcı annelikten yararlanılabilinir.Bunun
hukuki ve sosyal altyapısı ülkemizde henüz mevcut değildir.
Bazı tuba uterina patolojileri HSG ve laparoskopi ile iyi
değerlendirilmelidir. Değerlendirme sonucunda bunların
bazılarına operasyon denenebilir.Eğer yapılan operasyondan sonuç
alınamazsa böyle olgulara IVF uygulanmalıdır. Operasyonla
düzeltilemeyecek patolojilerde uygulanacak tedavi yine IVF’dir.
Pelviste organlar arasında yapışıklık varlığında tedavide ilk
tercih laparoskopik operasyonla bu yapışıklıkların
giderilmesidir. Sonuç alınmazsa IVF uygulanmalıdır.
Endometriosis teşhisinde hastalığın evresi tedaviyi etkiler.Evre
I, II tespit edilmiş ise laporoskopik olarak odakların
koterizasyonu yapılmalı, hastanın yaşı 30’un altında ise bir yıl
kadar spontan gebelik oluşması beklenir. Gebelik oluşmazsa üç
siklus intrauterin inseminasyon denemeli, ondan da sonuç
alınmazsa IVF uygulanmalıdır. Endometrosis evre III ve IV de
laparoskopik operasyon yapılmalı.Operasyondaki duruma göre ,
hastanın yaşını da dikkate alarak ya 3 siklus intrauterin
inseminasyon uygulaması, bundan sonuç alınmazsa IVF uygulaması
geçilir veya direkt IVF uygulamasına da geçilebilinir.
Ovulasyon (yumurtlama) bozuklukluğu tesbit edildiğinde
bozukluğun nedeni araştırılmalıdır.Neden eğer hypothyroidism,
hiperprolaktinemi veya adrenal hiperplazi ise bunların tedavisi
ile ovulasyon gerçekleşir.Neden prematür ovaryan yetersizlikse,
özellikle FSH 40’ın üstünde ise başka bir hanımın oositinden
yararlanma ( oosit donation ) tek tedavi yöntemidir. ( Bunun
hukuki ve sosyal altyapısı ülkemizde mevcut değildir).Neden
bunların dışında ise uygun indüksiyon ajanı ile ovulasyon
indüksiyonu yapılır.
Açıklanamayan infertilite olgularının tedavisinde
hastanın yaşı ve infertilite süresi tedaviyi
yönlendirmektedir.Hastanın yaşı 30’un altında ise 3-4 siklus
ovulasyon indüksiyonu ve intrauterin inseminasyon, bunlardan
sonuç alınamazsa invitro fertilizasyon ( IVF )uygulanır. Yaş ve
infertilite süresi uzadıkça yapılan intrauterin inseminasyon
sayısı azalır. İntrauterin inseminasyondan sonuç alınamayınca ,İnvitro
fertilizasyona ( tüp bebek) geçilir.
Gebe kalabilmek için
uygulanan tedavi metotları ( yardımla üreme teknikleri )
hakkında kısa bilgiler:
Intrauterin inseminasyon ( Aşılama ):
Açıklanamayan infertilite olgularında, spermiogramda hafif
bozukluk olduğu durumlarda, evre 1-2 endometriosis olgularında
ve rahim ağzı salgısının iyi olmadığı durumlarda uygulanır.
Uygulamaya karar verildiğinde:
1- İki veya üç yumurta elde etmek için adetin 3.nçü gününden
itibaren ilaç tedavisine başlanır.
2- Periyodik aralarla ultrasonla folikül gelişimi takip edilir.
Ultrasondaki görüntüye göre ilaç ayarlaması yapılır ve olası yan
etkilerden kaçınılır.
3- Yumurta veya yumurtalar olgunlaşınca çatlatmak için ilaç
verilir ve aşılama saati tayin edilir.
4- Sperm hazırlanır ve rahim içine enjekte edilir.
|
Resim:11- Uterus kavitesine spermlerin bırakılması |
İn vitro fertilizasyon ( IVF ) = Tüp
bebek :
1- Bir çok yumurta elde etmek için ilaç tedavisine başlanır.
Bunun için
değişik protokoller vardır. Hastanın yaşı, yumurtalıkların
durumuna göre bu protokollerden biri tercih edilir.
2- Periyodik aralarla ultrason ve hormon tetkikleriyle folikül
gelişimi
takip edilir. İlaçların doz ayarlaması yapılarak yeterli folikül
gelişimi sağlanmaya ve olası yan etkilerden kaçınılmaya
çalışılır.
3- Foliküller olgunlaşınca çatlatmak için iğne verilir ve
yumurta toplama
saati tayin edilir.
|
Resim :12- Yumurtaların toplanması, embriyo gelişimi ve transferi. |
2- Periyodik aralarla ultrason ve hormon tetkikleriyle folikül
gelişimi
takip edilir. İlaçların doz ayarlaması yapılarak yeterli folikül
gelişimi sağlanmaya ve olası yan etkilerden kaçınılmaya
çalışılır.
3- Foliküller olgunlaşınca çatlatmak için iğne verilir ve
yumurta toplama
saati tayin edilir.
4- Genel veya lokal narkoz altında yumurtalar toplanır.
5- Ayni zamanda esinden alınan spermlerden yeteri kadarı her bir
yumurtanın yanına bırakılır.
6- 24 saat sonra döllenen yumurtalar tespit edilir ve bunların
gelişmeleri takip edilir.
7- Yumurta toplamından ortalama üç gün sonra en iyi gelişen üç
embriyo rahim içine transfer edilir
8- 11 gün sonra gebelik testi yapılır.
|
Resim:13- Embrio transferi |
İntrastoplazmik
sperm enjeksiyonu ( ICSI ) = Mikro enjeksiyon :
Sperm bozukluklarının ağır olduğu durumlarda uygulanır.
Tüp bebek uygulamasından tek farkı 5.inçi maddededir. Spermler
yumurtanın yanına konmaz, en iyi spermler tespit edilerek her
bir yumurta içine enjekte edilirler. Döllenme olunca embriolar
transfer edilir.
|
Resim:14- Sağlıklı bir spermin yakalanması |
Resim :15- Spermin yumurta içine enjeksiyonu |
Gebelik testi : Embriyo transferinden 12 gün sonra kanda, beta hCG hormonunun seviyesine bakılarak gebe kalınıp kalınamadığı anlaşılır.
Erkek
infertilitesi tedavisinde kullanılan diğer yöntemler :
Azospermisi olan, yani sperm analizinde hiç sperm
bulunamayan hastaların çoğunda testisten yada epididimden alınan
sperm hücreleri ile mikroenjeksiyon ( ICSI ) işlemi
yapılabilmektedir. Böylece bu bireylere de çocuk sahibi olma
şansı sağlanmaktadır. Bu işlemlerde epididim veya testisten
alınan biyopsi örnekleri laboratuarda sperm varlığı açısından
incelenir. Elde edilen spermler anne adayından toplanan
yumurtalara enjekte edilir. Gelişen embriyolardan en kaliteli
olanları anne adayının yaşına göre belirlenecek sayıda uterus
kavitesine transfer edilir.
PESA (
Perkütan Epididimal Sperm Aspirasyonu ) : Epididimden
perkütan girişim yoluyla örnek alınmasıdır.
MESA ( Mikrocerrehi ile Epididimal Sperm
Aspirasyonu ) : Epididimden mikroskop yardımıyla
aspirasyonla örnek alınmasıdır.
TESA ( Testiküler sperm aspirasyonu ) :
Testis dokusundan aspirasyonla örnek alınması.
TESE ( Testiküler sperm ekstarksiyonu ) :
Açık cerrahi yolu ile testis dokusundan parça alınması. Alınan
parça içinde sperm aranması.
MİKRO – TESE : TESE işleminin
mikroskop altında yapılmasıdır. Bu yöntemle testiste sperm
üretiminin olduğu bölgeler daha rahat seçilebilmektedir. Sperm
bulma şansı bu teknikle daha yüksektir.
Yardımla üreme tedavisinde kullanılan diğer yöntemler :
Embriyo dondurulması : Yapılan bir yardımla üreme tedavisinde elde edilen iyi kalitedeki embriyolar, transfer edilecek sayıdan daha fazla ise, fazla olanlar dondurularak saklanabilir. Eğer bu tedavi döneminde gebelik gerçekleşmezse veya gebelik oluşur da düşükle sonuçlanırsa yada doğumla sonuçlanır ve birkaç yıl sonra yeni bir gebelik arzu edilirse, dondurulup saklanan bu embriyolardan yararlanılır. Arzu edildiği zaman anne adayının rahmi dışardan verilecek ilaçlarla hazırlanır ve zamanı gelince de dondurulmuş embriyolar çözülerek transfer gerçekleştirilir. Embriyoların dondurulma işlemi çifte hem ekonomik hem de uygulama da büyük kolaylıklar sağlamaktadır.
Preimplantasyon genetik tanı ( PGD ) : Embriyoların genetik yapılarının incelenme işlemidir. Bu işlem anne ve baba adayındaki kalıtsal bir hastalığın varlığında ; sağlıklı olan embriyoların seçimini ve transfer yapılmasının sağlamaktadır. Diğer yandan tekrarlayan IVF başarısızlıklarında, ileri anne adayı yaşında ve tekrarlayan düşüklerde embriyoların genetik açıdan taranması amacı ile de kullanılmaktadır.
|
Resim :16-Fetus ve anne arasında dolaşım |
|
Resim:17- Fetusun uterus içindeki gelişimi |
|
Resim :18-Sonuç olarak önemli olan ailenin mutluluğu |
|
Sık sorulan sorular |
·
İnfertilite (kısırlık ) nedir?
Çiftin bir yıl boyunca, doğum kontrol yöntemleri uygulamadan
düzenli cinsel ilişkide bulunmasına rağmen gebelik elde
edilememesidir. Toplumda % 10 sıklıkta görülür.
· İnfertilite neden olur ve tedavi
edilebilir mi ?
İnfertilite çiftin sorunudur. Neden tek başına erkek ya da
kadında veya her ikisinden birden olabilir. Bu nedenle hem
erkek, hem de kadın birlikte değerlendirilmelidir. Geçmiş
yıllara göre günümüzde birçok çiftin bebek beklentisi
karşılanabilmektedir.
· Erkekte olabilecek sorunlar nelerdir
?
Erkek yumurta hücreleri (spermler) yeterli sayı, hareketlilik ve
normal şekilde olmalıdırlar. Spermlere ait sorunlar varikosel
(testis damarlarının genişlemesi), inmemiş testis (testisin
kasık kanalına yerleşmesi), ergenlik yaşlarda kabakulak gibi
çocukluk çağının ateşli hastalıklarını geçirmiş olmak ya da
nadiren testislerin doğumsal olarak gelişim bozukluğuna uğramış
olmasından kaynaklanabilir.
Cinsel ilişkiyi başlatıp, bitirecek sertleşme (ereksiyon)
sağlanabilmelidir. Ereksiyon bozuklukları çoğu kez
psikolojiktir. Bazen de diabet, hipertansiyon gibi damarlara
zarar veren sistemik hastalıkların varlığı söz konusu olabilir.
Ayrıca erkeğin iç ve dış genital organları anatomik olarak
normal gelişmiş olmalıdır.
· Kadında olabilecek sorunlar nelerdir
?
Yumurtlamanın olmaması, tüplerde tıkanıklıklar, tüplerle etraf
dokular arasında yapışıklıklar, endometriosis varlığı, rahim
içinde doğuştan veya sonradan meydana gelmiş bozukluklar.
· Düzensiz yumurtlama nedenleri
nelerdir ?
Beyindeki hipotalamus ve hipofiz ile yumurtalıklar
bir düzen içinde çalışır. Bu düzen devam ettiği sürece kadın
düzenli adet görür ve yumurtlama olur. Bu düzeni bozan çeşitli
etkenler yumurtlama bozukluklarına da sebep olur. Yumurta
hücresi gelişimi için hem hipofiz bezi düzenli çalışmalı, hem de
yumurtalıklar buna uyumlu cevap vermelidirler. Hipofiz bezinin
düzensiz çalışmasına ani kilo kaybı, beyin tümörü, ani ruhsal
değişiklikler gibi sorunlar neden olur. Yumurtalıklara ait
sorunlar çoğu kez polikistik over sendromunda olduğu gibi
düzensiz yumurtlama ya da ileri yaşlarda görülen azalmış yumurta
rezervidir.
· Tüplerin tıkanması neye bağlıdır ?
Tüpler çoğu kez geçirilmiş infeksiyona ya da
endometriosis denen hastalığa bağlı tıkanır. Tüplerin kısmen
veya tam tıkanması hem infertiliteye, hem de dış gebeliğe neden
olabilir.
· Rahime ait hastalıklar nelerdir ?
Rahim iç yüzeyinden kaynaklanan polip ya da myomlar
oluşan gebeliğin yerleşmesine izin vermez. Rahimde infeksiyon
olması da buraya gebeliğin yerleşmesini önler. Rahim içinde
doğuştan olan bazı şekil bozuklukları infertilite veya düşüklere
sebep olabilir.
· İnfertilite.tedavisi öncesi yapılması
gereken temel testler nelerdir ?.
Erkekten spermiogram yapılmalıdır. Kadında
jinekolojik muayene ve ultrasonografi yapılır .
Rahim ve tüplerin iç yapısının değerlendirilmesi
histerosalpingiografi denen filmle mümkündür.
Hormonlar adetin 3.-5. günleri arasında yapılacak testlerle
değerlendirilir. (FSH, LH, östrojen, prolaktin, TSH)
· İnfertiliteyle birlikte en çok hangi
hormon hastalıkları görülür ?
İnfertilite ile birlikte en çok görülen hormon
hastalıkları tiroid ve prolaktin hormon bozukluklarıdır.
· Yardımlı üreme teknikleri nelerdir ?
Günlük iğnelerle kadında bol miktarda yumurta hücresi
geliştirilmeye çalışılır. Bu hücreler daha sonra toplanır.
Erkekten de mastürbasyon yoluyla alınan spermler laboratuarda
özel bir işlemden geçirilir. Ardından sperm ve yumurta hücreleri
laboratuar ortamında birleştirilir. Buna in vitro fertilizasyon
yani kısaca IVF (tüp bebek) denir. Erkeğin spermlerine ait bir
sorun varsa, sperm özel mikroskop yardımıyla yumurta hücresinin
içine konur. Bu özel tekniğe intra-cytoplasmic sperm injeksionu
yani kısaca ICSI (mikro-injeksiyon) denir. Oluşan embrio kadının
rahmine konduktan sonra buraya yerleşmesi (tutunması) beklenir.
· Tüp bebek ve mikroenjeksiyonun başarı
oranı nedir?
Başarı oranı her çiftte farklıdır.İnfertiliteye neden
olan bozukluğun ağırlığı, kadının yaşı, yumurtalıkların rezervi,
yumurtlama yapma kabiliyeti, infertilite süresi, işlemi yapan
ekibin deneyimi, laboratuarın donanımı başarıyı etkileyen
faktörlerdir. Bunlara başarı oranı % 15-%50 arasında değişir.
· İnfertilite tedavisinin özellikleri
nelerdir ?
İnfertil çiftin tedavisi zaman ve sabır gerektiren bir süreçtir.
Bu süreçte doktor ve çift kararları birlikte almalıdır. Genel
olarak mali gideri fazla olan bir tedavidir. Tedaviden her zaman
başarılı sonuç alınamabilir. Uzun sürmüş infertilite vakalarında
aileye tıbbi tedavi kadar psikolojik destek de gerekebilir.
· İnfertilite tedavisinde
komplikasyonlar görülebilir mi ?
Her tedavide olduğu gibi infertilite tedavisinde de
komplikasyonlarla karşılaşılabilir. Kullanılacak ilaçlar ya da
yapılacak ameliyatlar için olası komplikasyonlar hakkında
doktordan bilgi edinmek gerekir. Doktor reçetesi ve kontrolü
olmadan hiçbir ilaç kullanılmamalıdır.