Loğusalık döneminde dikkat edilmesi gerekenler

Loğusalık döneminde dikkat edilmesi gerekenler ve komplikasyonlar nelerdir?

Loğusalık döneminde dikkat edilmesi gerekenler ve komplikasyonlar nelerdir?

Loğusalık döneminde dikkat edilmesi gerekenlerDoğumu takiben plasentanın çıkartılması, varsa epizyotomi dikişlerinin tamamlanması ile başlayan 6-8 hafta devam eden döneme lohusalık dönemi, yeni doğum yapmış anneye de lohusa denir. Bu dönemde anne organizmasında gebeliğe ve doğuma bağlı olarak meydana gelen değişimler gebelikten önceki eski haline döner. Bu dönemin ilk 15 günü hızlı seyreder. Komplikasyonların çoğu da bu dönemde görülür.

Olası komplikasyonları şöyle sıralayabiliriz: Kanama, uterusun küçülmesinde (involüsyon) yavaşlama, ateş yükselmesi, ağrı, halsizlik, epizyotomi yerinin açılması, vajina yırtığı olanlarda o bölgede ağrı, büyük abdestini tutamama, meme ucunda çatlaklar ve memede sertleşme, renk değişiklikleri. Şimdi bunları tek, tek açalım.

Kanama: Doğumu takiben 500 cc kadar kanama olması normal kabul edilmektedir, bunun üstündeki kanama anormaldir ve mutlaka düzeltilmelidir. Doğumdan sonra fazla kanamanın en sık iki nedenin den biri uterusun ( rahimin yeteri kadar kasılamaması, gevşek kalması, diğer neden ise normal doğumlarda doğum yollarında meydana gelen yırtıklardır. Hangi neden olursa olsun hekimin enerjik davranması nedeni bulup ona göre etkin tedavi uygulaması gerekir. Hatta doğumu gerçekleştiren hekimin hangi vakalarda uterusun doğum sonrasında yeteri derecede kasılamayacağını, yırtıkların olabileceğini önceden tespit etmesi ve ona göre önlem alması gerekir.

Uterusun küçülmesinde (involusyonunda) yavaşlama: Doğumu takiben uterusun büyüklüğü yaklaşık 4 aylık gebelik büyüklüğündedir. Ağırlığı 1000 gr cıvarındadır. Gebelik öncesi normal bir uterusun ağırlığının 70-80 gr olduğu düşünülürse bayağı büyük olduğu daha kolay anlaşılır. Doğum sonrası kasılmalarla uterus her gün biraz daha küçülür buna uterusun involusyonu (eski haline dönmesi) diyoruz. Kasılmalar emzirme esnasında biraz daha fazla olabilir ve hasta bunu ağrı şeklinde hisseder. 12-15 gün içinde uterus karın duvarından hissedilemeyecek kadar küçülür, 6 hafta sonra gebe kalmadan önceki boyutlarına ulaşır. Uterusun küçülmesindeki yavaşlama bir enfeksiyon veya bir plasenta artığının uterus içinde kaldığının işareti olabilir. Böyle durumlarda ne kadar erken önlem alınırsa o kadar faydalı olur.

Ateş yükselmesi: Doğumdan sonra 38 derece ve üstünde bir ateş yükselmesi enfeksiyonu düşündürür. Bu enfeksiyon uterus kaynaklı olabilir, idrar yolları enfeksiyonu olabilir veya memelerdeki bir enfeksiyon olabilir. Enfeksiyonun nereden kaynaklandığının olabilecek en hızlı şekilde tespit edilmesi ve ona göre tedaviye başlanması gerekir.

Doğum sonrası ağrı, halsizlik, hissedilmesi: Doğumdan sonra, birkaç gün rahimin küçülmesine bağlı, özellikle emzirirken artabilen hafif ağrı, sezeryenle doğurmuşsa kesi ve dikişlere bağlı, normal doğurmuşsan doğum yolundaki yırtık, kesi ve dikişlere bağlı katlanılabilir bir ağrı hissedilmesi normaldir. Bu ağrının hissedilmemesi için ağrı kesici ilaçlardan yararlanılır, ama dayanılmayacak kadar şiddetli ağrılara karşı dikkatli olmak, ağrının nedenini araştırmak gerekir. Doğumdan sonra (ister normal ister sezeryen olsun) hafif halsizlik hissedilmesi de doğaldır. Halsizliğin fazla olması, ayakta duramama durumları normal değildir. Fazla kan kaybına bağlı olabilir. Kan tahlili yapılması sonucuna göre kan takviyesi veya sıvı takviyesi gerekebilir.

Epizyotomi yerinin açılması, vajina yırtığı olanlarda o bölgede ağrı hissedilmesi, büyük abdestini tutamama durumları: Normal doğum sırasında vajina girişinin alt kısmi ile makat arasındaki bölgenin (perinenin) korunması çok önemlidir. Bazen burada büyük yırtıklar meydana gelmekte, tamiri de zor olmaktadır. Çocuk başı çıkarken perine çok gerilmiş ve rengi beyazlamışsa doğumu gerçekleştiren hekimce düzgün bir şekilde usulüne uygun olarak perinenin kesilmesi gerekir. Buna epizyotomi adı verilir. Bu işlem perinenin düzensiz bir şekilde yırtılmasını  önlemek için yapılır. Çocuk doğduktan, plasenta çıkartıldıktan sonra burası dikilerek eski haline döndürülür.  Buranın bakımının iyi yapılması gerekir, 10 gün süre ile antiseptik bir solüsyonla pansuman edilmesi ve bu bölgenin gerilmesini minimuma indirmek, bunun için de bacakları birbirinden fazla açmamak gerekir. Bazen epizyotomi yeri açılabilir ki bu tekrar ameliyatı gerektirir . Doğumlarda vajina duvarlarında da yırtıklar olabilir, zaman zaman bu yırtıklar sezeryeni bile aratacak kadar fazla olur. Bunların çok iyi dikilip tamir edilmesi gerekir. İyi dikilmezse buralarda hematom oluşur ve doğum sonrası hastanın vajinasında fazla ağrı hissetmesine sebep olabilir. Yine buralar iyi tamir edilemezse loğusalık sonrası başlayacak cinsel ilişkide de hasta ağrı hissedebilir. Bunlardan biraz daha ağır komplikasyon hastanın büyük abdestini tutamamasıdır. Doğum esnasında perine iyi korunamazsa anal sifinkteri de içine alan yırtıklar oluşabilir. Bunların tamiri deneyim gerektirir iyi tamir edilemezse hasta doğum sonrasi büyük abdestini tutamaz. Tekrar bir ameliyat gerekir.

Meme ucu çatlakları ve meme iltihabı (mastitis): Meme ucu çatlakları loğusalarda en sık karşılaşılan komplikasyondur. En önemli nedeni emzirme tekniğinin yanlışlığıdır. Bebek emerken sadece memenin en hassas olan ucu kısmını değil areola dediğimiz kahverengi olarak görülen tüm bölgeyi kavramalıdır, emzirirken bebeğin duruş pozisyonu annenin göğüslerine bakacak şekilde olmalıdır. Emzirme süresine dikkat edilmelidir. İlk günlerde emzirme süresi her memede 5 er dakikayı, daha sonraki günlerde de 10-15 dakikayı geçmemelidir. Eğer bu süreyi geçerse meme ucu tahriş olmakta ve çatlaklar meydana gelmektedir.

Oluşan meme ucu çatlakları sadece anneye ızdırap vermekle kalmamakta daha büyük sıkıntılara neden olabilmektedir. Anne duyduğu sızı, ağrı nedeniyle çocuğunu emzirememekte, memede süt birikmesine neden olmaktadır, meme ucu çatlaklarından mikroplar girebilmekte bu da meme enfeksiyonuna (mastitis) yol açmaktadır. Meme de kızarıklık ve ağrı meydana gelmektedir. Anne bebeğine süt veremediği gibi bazen enfeksiyonun cerrahi olarak boşaltılması gerekebilmektedir. Halbuki ilk günlerde bebeği emzirmek anne ve çocuğu arasındaki duygusal bağı arttırmaktadır. Sık, sık emzirmek süt yapımını da arttırmaktadır. Ayrıca anne sütü bebeğin ümmin (bağışıklık) mekanizmasını güçlendirmekte ve hastalıklara karşı direnç kazanmasını sağlamaktadır.

Meme ucu çatlaklarının önlenmesi için annenin en çok dikkat etmesi gereken hususlar doğru emzirme tekniği ve meme ucunun bakımıdır. Meme ucu bakımı için en kolay yöntem emzirme sonrası meme ucunda alınacak birkaç damla sütün meme ucuna sürülmesidir. Bunun yanında meme ucu çatlaklarını önleyen keremler vardır. Her emzirmeden sonra bu kremlerin meme ucu ve çevresine sürülmesi gerekir. Bebek tekrar emzirileceği zaman ılık bir suyla bu kremlerin temizlenmesinde yarar vardır. Bu kremlerin 15-20 gün kullanılması gerekir.

Burada ilave edilmesi gereken önemli bir husus da doğumdan sonra lohusanın  erken ayağa kaldırılmasıdır Lohusa kendini daha iyi hisseder, trombofilebit riski azalır, uterusun involusyonu hızlanır, barsak hareketleri başlar.