
Genel Bilgiler:
|
Polikistik over sendromu (PCOS) adet aralarının uzun olması ve androjen hormonu fazlalığı ve gebe kalamama ile karakterize bir sendromdur.. Üreme çağındaki kadınların ortalama %5-8 inde bu sendroma rastlanmaktadır. Çocuğu olmayan hastalarda bu sendromun görülme oranı daha fazladır. Bu hastaların yaklaşık % 20’sinde PCOS görülür. Böyle hastalarda adet düzensizlikleri özellikle bir ayı aşan sürelerle adet görmeler, hiperandrojenizme bağlı kıllanma ve anuvulasyon nedeniyle infertilite vardır.Bu semptomlar hastalığın karakteristik özellikleridir ve hastadan hastaya büyük farklılıklar gösterir.Hastaların ortalama %50’den fazlası şişmandır. Hastaların % 70’inde belirtiler genç kızlık dönemlerinden başlar ve giderek artabilir. |
|
Hastalığın etyolojisi ( nedeni )
:Net
olarak açıklanamamıştır. Androjen yapımında bir fazlalık söz konusudur. Bundan
da cytochrome P450c17 enzimi denen bir enzimin aktivitesindeki artış sorumlu
tutulmaktadır.
Genetik Faktörler : Bu hastaların birinci dereceden akrabalarında
hastalığın sık görülmesi familyal geçişin bir göstergesi olarak kabul
edilmektedir.Otozomal geçiş gösterdiği belirtilmektedir.
Endokrin Faktörler : Bu hastalarda LH/FSH oranında, insülin Ve androjen
miktarlarında artış görülmektedir.
Metabolik Faktörler : İnsülin rezistansında bir artış, SHBG düzeyinde bir
azalma vardır.
Hastalığın Belirtileri :
Menstrüel bozukluklar :
Böyle hastalarda adet araları geniştir. İki adet arasındaki süre bir
aydan fazladır.1,5-2 ay veya daha geniş aralarla adet görürler. Bazı hastalar
ilaç kullanmazsa adet göremezler. Hastaların yaklaşık %10-15’inin de düzenli
adet gördüğü saptanmıştır.
Androjen fazlalığı :
PCOS
hastalarin %80’inden fazlasında vücuttaki kıllanmada bir artış görülür (hirsutism).
Özellikle yüzde ve çene altındaki artış dikkati çeker. Memelerin uç bölgesinde,
her iki meme arasında, karin alt kadranında başlayıp göbeğe doğru uzanan ve
perine bölgesinde de bu artış görülür. Şiddetli vakalarda sırt, kol ve
bacaklarda da erkek tipi bir kıllanma görülür. Bazı hastalarda acne’ye ve yüzde
yağlanmaya da rastlanabilir.
|
|
Fertilite bozukluklari :
Normal adet düzeni olan hanımlarda her ay adetin ortalarında yumurtlama olmasına
karşılık bu hastalarda, yumurtlama düzensizdir veya hiç yumurtlama
olmayabilir.Yumurtlama olmayınca da gebe kalamazlar.Gebelik olduğunda da spontan
düşük oranı bu hastalarda daha fazladır.
Insulin Resistansi : PCOS’ lu hastalarda
insülin reseptöründe bir defekt vardır. Bunun sonucu olarak periferik insülin
duyarlılığınde bir azalma ve hiperinsülinemi görülür. Bu durum 40 yaşını aşmış
hastalarda daha belirgin olarak görülebilir. Şişman hastaların %20-40’inda
glikoz metabolizmasında ve insulin sekresyonunda bozukluklar vardır.
Hormon Profili : Semptomlarda olduğu gibi
hormon bulgularında da hastalar arasında büyük değişiklikler görmek mümkündür.
Genellikle total testesteron ve androstenedione serum konsantrasyonlarında artış
görülür. Özellikle şişman hastalarda serum sex hormon-binding globulin (SHBG)
seviyesi düşüktür. Hastaların %50’sinde serum dehydroepiandrosterone sulfat (
DHEA-S) seviyesi normal hastalardan daha yüksektir.Luteinizan hormon seviyesinde
yükselme vardır ve FSH/LH oranı tersine çevrilmiştir. Adetin üçüncü günü
yaptırılan FSH ve LH tetkikinde LH ;FSH dan büyüktür. Hastaların %30-35’inde
prolaktin hormonunda da bir artış görülmektedir.Bu artış genel olarak normalin
%50’sinden fazla olmaz.
Ultrasonla muayenede PCOS’ lu hastaların overlerinde
bilateral büyüme, stromada artış ve periferde kapsüle yakın dizilmiş yaklaşık
çapları 4-8 mm olan 10-12 veya daha fazla kist vardır. Laparoskopide overler;
normalden büyük, düzgün ,parlak yüzeyli ve kapsülü kalınlaşmış olarak
görülürler.
PCOS sadece adet düzensizliği, gebe kalamama ve tüğlenme problemleriyle değil
aynı zamanda etken olduğu ve/ veya beraber seyrettiği metabolik problemler
nedeniyle de üreme çağındaki kadınlarda görülen ciddi bir sağlık sorunudur.
Vakaların %60 -65 ‘i fazla kiloludur. Bunların çoğunda
iyi huylu kolesterolda düşüklük, kötü huylu kolesterolda ve trigliseritlerde
yükseklik görülür.
Bu metabolik bozukluklar PCOS ‘lu hastalarda 40 ‘lı
yaşlardan sonra Kalp ve damar hastalıklarında bir artmaya ve diabetin ortaya
çıkmasına neden olabilir.
Teşhis :
-PCOS’nun teşhisinde tek bir test yok.
-Her şeyden önce iyi bir anemnez alınmalı, hastanın adetlerinin düzenli olup
olmadığı, vücudunun belirli yerlerinde tüğlenme olup olmadığı ve gebe kalmakta
bir sorunu olup olmadığı öğrenilmelidir.
-Hasta muayene edilmeli belirli yerlerde tüğlenmede bir artış olup olmadına
bakılmalıdır.
-Hastanın ultrason muayenesi yapılmalı, bu muayenenin vaginal yoldan yapılması
tercih edilmelidir.
-Adetinin 3’cü günü kanda hormon seviyesine bakılmalı. Burada FSH, LH, PRL,E2,Testesteron,
Serbest testesteron, DHEA-S, SHBG ve Androstenedione
hormonları arştırılmalıdır.
-İnsülin ve Glukoz değerlerin bakılmalıdır.
2003 yılında Rotterdam’ da toplanılarak PCOS için tanı kriterleri
belirlenmiştir.
Buna göre :
1-Anovulasyon veya oligoovulasyon
2-Klinik ve/veya biyokimyasal hiperandojenizm
3-Ultrason muayenesinde polikistik overlerin görülmesi.
Bu üç kriterden ikisinin olması gerekiyor.
|
Ultrason muayenesinde
PCO denilebilmesi için : |
|
|
Polikistik overin ultrason görünüm |
Tedavi :
Tedavide genel amaç :
- Hasta kilolu ise kilo kaybı sağlanmalı,
- Adetler düzenlenmeli,
- Gebe kalma şansı arttırılmalı,
- Düşük oranı azaltılmalı,
- Akne kaybolmalı,
- Erkek tipi kıllanma azaltılmalı,
- Kalp hastalığı ve diyabet riski minimalize edilmeli .
Tedevide genel strateji :
- Kilo kaybı,
- Doğum kontrol hapları
- Ovulasyon indüksiyon ajanları
- Diyabet ilaçları ( Tip II diyabette kullanılan Glucophage )
- Anti androjenler
- Cerrahi tedavi
Tedavi yukarda ki genel stratejilere göre hastanın
mevcut semptomlarına, evli olup olmamasına evli ise gebe kalmak
isteyip istememesine göre düzenlenir.
Kilo kaybı : Normalden fazla kilolu ve obez olan PCOS ‘lu hastalarda;
hayat tarzı yönetimi çok önemlidir. Çünkü kilo kaybının bu kadınlara önemli
yararları olmaktadır. Bu hastalarda kilo kaybı sadece adetlerin düzene girmesi
ve hastanın gebe kalmasını sağlamaz, aynı zamanda uzun vadede oluşma riski olan
diyabet, hipertansiyon, kalp hastalığı ve endometrium kanseri gibi yaşam
kalitesini kötü bir şekilde etkileyecek patolojilerden korur.
10-12 haftada gerçekleşecek %10 kilo kaybı bile insülin
ve androjen seviyelerinde düşme sağlayabilir. Bunun sonucu olarak ta adetler
düzene girebilir ve ovulasyonlu sikluslar başlayabilir.
Doğum Kontrol Hapları : Evli olmayan veya evli olup da gebe kalmak
istemeyen bayanlarda doğum kontrol hapları adetlerin düzenli görülmesini
sağlayabilir , aknenin geçmesine yardımcı olabilir.Fakat hastalığın geçmesine
yardımı yoktur. İlaç bırakılınca eski semptomlar tekrar ortaya çıkar.
Ovulasyon indüksiyonu : Gebelik isteyen hastalarda ovulasyon indüksiyonu
yapılır. Önce Klomifen sitratla tedaviyi yapmak; sonuç alınmazsa
Gonadotropinleri kullanmak gerekir. Ovulasyon indüksiyonunun bir komplikasyonu
olan ovaryan hipersitimülasyon sendromu (OHSS) oluşma riski bu hastalarda
fazladır, o nedenle indüksiyon esnasında dikkatli olmak gerekir. Genellikle bu
tedavilerle ovulasyon elde edilir.
Diyabet ilaçları : Tip II diyabette kullanılan Glucophage olarak da
adlandırılan Metformin PCOS semptomlarının geçmesine yardımcı olur. Metformin
glikozu regüle edilmesini sağlar ve testosteron üretimini azaltır.Anormal
tüğlenme azalır, bir kaç ay sonar ovulasyonlu sikluslar başlayabilir.
Gebelik istenmeyen hastalarda tedavi adetlerin
düzenlenmesi ve kozmotik amaçla yapılır. Burada tedavi üç katagoriye
ayrılabilir. 1-Androjen üretimini azaltmak, 2- Antiandrojen ilaçlarla
androjenlerin kıl foliküllerine etkilerini bloke etmek, 3- Mekanik olarak
kılların çıkartılması. Bu maksatla medikal tedavide oral kontraseptifler,
antiandrojenler, progestinler, kortikosteroidler ve metformin kullanilir.
PCOS ‘lu
hastalarda hirsutismus kadını duygusal yönden ve sosyal yaşamı açısından da kötü
etkileyen bir durumdur. Bu nedenle medikal tedavi ile birlikte kozmotik tedavi
gerekebilir. Farklı yöntemlerle istenmeyen kıllar azaltılabilir. Bu amaçla
kremler kullanılır, epilasyon ve tıraş yapılır. Tedavi sonrasında yeni oluşan
kıllar daha ince olacağından giderek kozmotik tedavi ihtiyacı azalır. Tıraş
kılların gelişimini hızlandırmaz.
Cerrahi tedavi : Over volümünü düşürmeyi amaçlayan bir tedavidir.
Overlerden karpuz dilimi gibi bir parça çıkarılır. Başarı oranı oldukça yüksek
olmasına rağmen operasyonu takiben overlerle etraf dokular arasında
yapışıklıklar olduğundan bu tedavi tercih edilmemektedir.
PCOS tedavisinde bir yöntem de laparoskobik olarak
kistlerin iğne uçlu koterle koterize edilmesidir. Bu işlem iyi bir teknikle
yapılırsa operasyon sonrası yapışıklıklar açık cerrahiye oranla çok daha az
olmaktadır.
|
|
|
Cerrahi tedavi sonrası, androjen hormonlarında azalma ve ovulasyonlu sikluslar başlayabilir.
Laparoskobik olarak PCOS tedavisini takiben yapılan
ovulasyon induksiyon tedavisinde Hiperstimulasyon Sendromu
gelişme riski çok daha az olmaktadır.
Polikistik over sendromu ( PCOS ) ve
Gebelik : Polikistik over sendromlu hastalar gebe
kaldıklarında bunlarda düşük oranı normale göre daha fazladır.
Yine bunlarda gebelik diyabeti, tansiyonda yükselme ve erken
doğum oranı daha fazladır.
Komplikasyonlar:
PCOS ‘lu hastalarda ileri yaşlarda endometrium hiperplazisi,
endometrium kanseri, kalp, damar hastalıkları ve diabetes
mellitus gibi bazı hastalıkların görülme riski normal
populasyona göre daha fazladır.